akmak

-ar nsz
1. 流, 流动, 流往, 流经: limana akan petrol 输往港口的石油 Dere köprünün altından akar. 小溪从桥下流过。Nehir deniza akar. 江河入海。Sel suları güldür güldür akıyor. 洪水呼啸着流下来。
2. 渗漏, 流出: Dam akıyor. 屋顶漏了。Kova akıyor. 桶在漏水。Kanı aka aka öldü. 他死于流血不止。Mutlu Prens'in gözleri yaş içindeydi, yanaklarından da gözyaşları akıp duruyordu. 快乐王子眼里装满了泪水, 泪珠沿着他的脸颊流下来。
3. 涌向, 蜂拥而至: Para cebine akıyor. 他财源滚滚。Pazarlarda halk akıyor. 市场上人群川流不息。Sokaklara halk akıyor. 人们涌上街头。
4. 俚́ 消失, 溜走: Babası eve döndü, çocuk ondan korkarak aktı. 父亲回到家里, 孩子怕他, 赶紧溜走了。O çoktan aktı. 他早就溜了。Yılan, kovuğundan aktı. 蛇从洞里溜走了。
5. (时间)流逝: Vakit akıp gidiyor. 时光在流逝。
6. 脱落, 下垂, 下滑: Ceketin astarı akmış. 上衣的衬里好像开线了。Kaşlar alından şakaklara doğru akıyor. 双眉垂向太阳穴。
-e akan sular durmak 无话可说, 无言以对 akıp gitmek 1) (时间)流逝 2) 蜿蜒而去: Göz alabildiğine uzanan bir ovada tren akıp gidiyordu. 在一望无际的大平原上, 一列火车蜿蜒而去。
◆ Aka aka sel olur. 积水成渊; 积羽成舟; 集腋成裘。Akacak kan damarda durmaz. 是福不是祸, 是祸躲不过。Akan su yosun tutmaz. 流动的水不长青苔, 常劳动的人经验丰富。Akar su pislik tutmaz. 流水不腐, 户枢不蠹。Akma (z) sa da damlar. 虽不是财源滚滚, 但也可安身立命。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • akmak — akmak, I, 15. 96, 168, 343, 377; I I, 19, 45, 128, 228; III, 3, 39, 127, 159, 325. 398 …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • akmak — den, ar 1) Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek Eskiden Sakarya, bu köprünün altından akarmış. S. F. Abasıyanık 2) Bu gibi maddeler aşağıya, yere düşmek Üstünden sular akıyor. 3) Sıvı bir madde… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • sel gibi akmak — 1) sıvılar için bol ve gür akmak Durmaz akar gözüm yaşı sel gibi. Âşık Veysel 2) zaman çabuk ve hızla geçmek 3) insanlar kalabalık bir yığın hâlinde gitmek, yürümek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kan dere gibi akmak — vücudun bir yerinden çok kan akmak veya bir savaşta çok kişi yaralanarak ölmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kibarlık akmak — tkz. (üstünden veya paçalarından) aşırı derecede kibar davranmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • oluk gibi akmak — çok bol ve arası kesilmeden gelmek Para oluk gibi akıyordu Nahit e. T. Buğra …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • yıldız akmak (veya kaymak veya uçmak) — yıldız gökyüzünde hızla yer değiştirmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • paçalarından akmak — pislik ve kir çok olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • pislik parmağından (veya paçalarından) akmak — çok kirli olmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • kan akmak — 1) savaş, çatışma, dövüş olmak 2) ölmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • üstünden başından akmak — durumu çok anlaşılan Üstünden başından itina akan bir yolcudan yol sorulabilir mi? S. F. Abasıyanık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.